Ana Sayfa » Makaleler

Avukata, masrafların iş sahibi tarafından işin başında ödendiği karinedir.

T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi

Esas No:2013/12078
Karar No:2013/25995 
 

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, avukat olduğunu, davalı şirketin de içinde yer aldığı şirketler grubunda yer alan dava dışı ... Ltd. Şti. ile 01.09.2002 tarihinde avukatlık sözleşmesi imzaladıklarını, davalının 22.04.2004 tarihli vekaletname ile kendisini vekil olarak tayin ettiğini, davalının işleri ile ilgili olarak da bu sözleşmeyi uygulamaya başladıklarını, vekalet ücreti ve masrafların ödenmemesi nedeniyle 16.01.2009 tarihinde tüm şirketlerin vekilliğinden haklı olarak istifa ettiğini, 01.09.2002 tarihli sözleşmenin uygulanarak vekalet ücreti hesabında İstanbul Barosu Ücret Tarifesinin esas alınması gerektiğini, davalıya vekaleten takip ettiği dava ve icra takipleri nedeniyle vekalet ücreti ve masraf alacakları bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.550 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, ıslah dilekçesiyle talebini 2.262,46 TL.'ye çıkarmıştır.

Davalı, davacı ile sözleşme imzalamadıklarını, davacının görevini gereği gibi yapmadığını, dosyaları sürüncemede bırakıp kendilerine bilgi vermediğini, masraf ve vekalet ücretini ödediklerini, istifanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davacı ile davalı arasında vekalet ilişkisi olduğu, ancak yazılı ücret sözleşmesi imzalanmadığı, davacının davalı şirketi vekaleten temsil ettiği dosyalar nedeniyle Avukatlık Kanununun 164/4 maddesi gereğince 1.676,09 TL.ücret talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.826,23 TL.'nin 03.12.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1- Dava, haklı istifa nedeniyle vekalet ücreti ve masraf alacağı isteğine ilişkindir. Davacı avukat, vekalet ücreti ve masraf alacaklarının ödenmediği gerekçesiyle haklı olarak davalının vekilliğinden istifa ettiğini ileri sürerek, ödenmeyen vekalet ücreti ve masraf alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, masraf ve vekalet ücretlerini ödediklerini, istifanın haksız olduğunu savunmuştur. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda istifa haklı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı avukatın 16.01.2009 tarihinde davalı şirketin vekilliğinden istifa ettiği ihtilafsız olup uyuşmazlık, istifanın haklı olup olmadığı noktasındadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanununun 173/2. maddesinde “Avukata tevdi edilen işin yapılması veya yapıldıktan sonra sonucunun alınması için gerekli bütün vergi, resim, harç ve giderler, iş sahibinin sorumluluğu altında olup, avukat tarafından ilk istekle avukata veya gerektiği yere ödenir. Bu harcamaların avukat tarafından yapılabilmesi için yeteri kadar avansın iş sahibi tarafından verilmiş olması gerekir.” hükmü mevcut olup, bu hüküm gereğince, işin görülmesi için gerekli olan tüm masrafların iş sahibi tarafından işin başında avukata ödenmiş olduğu karine olarak kabul edilmelidir. Davacı bunun aksini ispatlayamamıştır. Kaldı ki, bu husus hükme esas alınan bilirkişi raporunda da kabul edilmiştir. Bu durumda istifanın haksız olduğunun kabulü gerekir. Bitmemiş işlere dair masraflar nedeniyle istifa halinde de sonuç değişmez. Haksız istifa halinde davacı avukat, sadece istifa tarihi itibariyle tamamlanmış işlerden dolayı vekalet ücretine hak kazanır. Öyle olunca mahkemece istifa haksız kabul edilerek istifa tarihi itibariyle tamamlanmış iş olup olmadığı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

2- Bozma nedenine göre davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA ikinci bent gereğince davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK'un 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer Makaleler



Copyright 2020 © Av. Erhan Yılmaz
AD Avukat bir AD Kurumsal Projesidir.
Facebook Twitter Linkedin+
AD Kurumsal